FERRUH ADALI, (1969-1972)

1908 yılında İstanbul'da doğmuştur. Ankara Üniversitesi Hu­kuk Fakültesi'ni 1929 senesinde bitirdikten sonra mesleğe Bolu Âza Mülâzımı olarak 1929'da başlayan Ferruh Adalı, sırasıyla; Manisa Sulh Hâkimliği, Muğla C. Savcı Yardımcılığı, İzmir Sulh Hâkimliği, İzmir C. Savcı Başyardımcılığı, İzmir ve Ankara Asli­ye Ceza Hâkimlikleri ile İzmir Ağı Ceza Mahkemesi Başkanlığı görevlerinde bulunmuştur.

1953 tarihinde Yargıtay Üyeliğine atanan Adalı, bir ara Yük­sek Adalet Divan Üyeliği görevinde de bulunmuştur. Yargıtay Dördüncü Ceza Dairesi Başkanı iken, 1969 yılında Yargıtay Bi­rinci Başkanlığına atanan Ferruh Adalı, bu görevinden yaş sının nedeniyle 24.6.1972 günü emekliye ayrılmıştır.

 

SAYIN KONUKLARIMIZ,

BÜYÜK MİLLETİMİZİN FAZİLETLİ HÂKİMLERİ,

SAYIN ARKADAŞLARIM.

Bugün hâkimlerimizin ve ^Cumhuriyet savcılarımızın insan takatinin son sınırına varan çalışmalariyle geçen bir Adalet yılını geride bırakmış, yeni bir Adalet yılının sorunlarla dolu geniş ve çetin çevresine girmiş bulunuyoruz. Yeni Adalet yılına girerken geçen yıl içinde sonsuzluğa göçen feragat sem­bolü Hâkimlerimize, Savcılarımıza, hak ve Adalet hizmetinde yer almış mes­lektaşlara, diğer Adalet görevlilerine Tanrı'dan rahmet dilerim. Özellikle acı­sını her zaman kalplerimizde duyacağımız büyük, değerli ve güzide Hâkim Imran Öktem'i rahmetle anar, uzun yıllar şeref, vakar ve sonsuz bir feragat­le hizmetinde bulunduğu mesleğimizin, ona daima şükran duygulariyle bağlı kalacağını huzurunuzda belirtmeyi görev sayarım.

Geçen adalet yılı içinde emekliye ayrılmış ve hayatının en verimli yıllarım adalet hizmetinde harcamış bulunan Yargıtay Üyesi Sayın Cevat Serim, yi­ne başka görevler için istekleriyle ayrılan Sayın Senai Olgaç ve Sayın Mus­tafa Çalgüner arkadaşlarımıza yeni yaşantılarında başarılar diler, bu değerli hâkimlerimizin mesleğe olan hizmetlerinden dolayı şükranlarımı sunarım. Geçen adalet yılı içinde Yüksek Hâkimler Kurulu'na seçilen değerli hâkim arkadaşlarımızın yeni görevlerinde de başarılı olacaklarına inancımız vardır.

Sayın Dinleyicilerim,

Adalet sorun ve konularının tümünün, bir adalet yılı açılış konuşmasında bahis konusu edilmesi, toplantının niteliği bakımından mümkün olamayacağı takdir buyurulur. Konuşmamda, bir kısmı evvelce de söylenmiş, fakat halen çözümlenmemiş ve tekrarında fayda gördüğüm hususlarla diğer bazı konu­ları özetle ele alacağım: Sorun veknuların özetlerken yüksek bir yargı organı olan Yargıtay'ın Birinci Başkanı olarak konuşmada kanunda yer alan seçim yasağının maksat ve amacını nazara alacağımı ifade etmek isterim.

Gerek kamu hukukunda, gerek özel hukukta ilke ve kural olarak adale­tin, hakkın sürat ve isabetle yerine getirilmesi, diğer bir deyimle sürat ve isabetin bir arada bulunması bazı koşullara bağlıdır. Yıllar süren bir dava, hak sahibi için, mağdur ve hatta suçlu için bir üzüntü ve sabır kaynağı ol­makla kalmaz, geçen yıllar, kazanılmış hakkın, yerine getirilmiş, adaletin de­ğerini, huzur verici niteliğini bir oran içinde kaybeder. Adalete karşı yurttaş­ların güvenini sarsar.

Bugün Yargıtay'da ve mahkemelerde iş adedi doğalın çok üzerindedir ve her yıl yoğun bir şekilde artmaktadır. Hâkimlerimiz, davalarda süratli ve ka­rarlarında isabet sağlamak için gereken kanun ve usul koşullarını, üstün fe­dakârlık ve feragatle çalışmaları sonucu karşılamak durumunda kalmaktadır.

Bu sebepler karşısında iş sayısının yoğun bir şekilde çoğaldığı anlaşılan yargı çevrelerindeki hâkim kadrosunun artırılması ve davalarda sürati sağla­yacak usul kanunlarının tez elden çıkarılması gerekmektedir. Diğer yönden Adalet hizmetindeki zabıt kâtiplerinin, adalet memurlarının belirli süreler için­de kurslar görmek suretiyle bilgilerinin artırılması ve hayat koşullarına göre maddi durumları düzeltilerek huzurla çalışmalarının sağlanması Adalet hiz­metindeki yardımlarını büyük ölçüde yükseltecektir. Adalette süratten bah­sederken adlî zabıtanın kurulmasının, bir zaruret halini aldığı ifade edilebilir. Suç niteliklerinin gerektirdiği şekilde soruşturmaların, Adaletin emrinde bulu­nan adlî zabıta tarafından yapılması ceza işlerinde süratin bir bakımdan da­yanağını teşkil edeceği gibi adlî işlerde bilgi ile yapılan bir soruşturma ve delillerin tesbiti hüküm ve kararlarda hâkime kolaylık ve isabet sağlayacak­tır. Bu arada ceza işlerinde önemli bir hususu söylemeden geçemiyeceğim. Bir çok yargı çevrelerinde adlî tabip yoktur. Adlî tababet tamamen ayrı bir uzmanlık işidir. Ceza davalarının uzamasının sebepleri arasında adlî tabipliğin yeteri kadar mevcut olmamasının önemli rolü vardır. Bunun yokluğunu birçok davalarda hâkimlerimiz yakından hissetmekte ve Yargıtay'a gelen dosyalardaki işlerin bir kısmında özellikle zamanında ve malûm deyimi ile (evsafına cami) surette verilmeyen raporlar yüzünden kararlar bozulmakta, bu eksiklik davaların uzamasına sebebiyet vermektedir. Her Ağır Ceza mer­kezinde bir adlî tabibin bulunması, bunun için de adlî tabipliğe rağbeti sağ­layacak tedbirlerin alınması icabeder. .

Hakkın, adaletin kısa süre içinde süratle tecelli etmemesi, dava ve suç sayısını çoğaltacak, etkenlerden olduğu gözönünde tutulursa bu yönden ge­rekli tedbirlerin ivedilikle alınmasının önemi bir kat daha meydana çıkmış bulunacaktır.

Sayın Dinleyicilerim,

Toplumumuza ağır zararlar veren bir konuyu özetleyeceğim: Trafik olay ve suçları gittikçe artmaktadır. Bir trafik seminerinde belirtildiğine göre do­kuz senede trafik kazalarında ölenlerin sayısı (15000) civarında bulunmakta­dır. Trafik olay ve suçları diğer memleketlere oranla insan kaybı, millî serve­te verilen zarar bakımından aşırı seviyelere varmaktadır. Bu alanda, konu­nun, sosyal ve ekonomik açıdan temel sebeplerine eğilerek köklü ve sürekli bir trafik düzeni kurulmasına, mücadelesinin yapılmasına çalışılmalıdır. Bun­dan başka Trafik Kanun ve Tüzüğünde gerekli değişikliklere gidilmesi, Tra­fik Zabıtasının artırılması, özellikle Karayollarında kontrolların sıklaştırılması, Kanun ve Tüzüğün müsamahasız uygulanması ön tedbirler arasındadır. An­cak bâzı temel sebeplerin, Kanun ve tüzük hükümleriyle giderilmesi kısa sü­rede mümkün olamıyacağı nazara alınarak sayın Basınımızın, bilimsel yayın­larla konuyu ele almasının büyük ölçüde fayda sağlayacağına inanmakta­yım. Araç idare eden bazı kimselerin insan hayatına karşı kayıtsız kalmaları, insan sevgisi anlam ve lüzumunu gereği gibi kavramamaları ve bir kısım ya­yaların laubali davranışları trafik olaylarını çoğaltan etkenlerdendir.

Her yıl Yargıtay'a gelen iş sayısı artmaktadır. Yalnız 1969 yılının altı aylık devresinde ceza ve hukuk işleri, toplam olarak (95759)'a ulaşmıştır.

1968 yılında Yargıtay'a (170000) yüzyetmişbinin üstünde işin geldiği ve bu iş hacminin ağırlığı düşünülürse, gecikmelerin sebebi anlaşılmış olur.

Değeri! Yargıtay Hâkimlerinin, çalışma saatlerini nazara almadan feragat ve üstün gayret göstermelerine rağmen genellikle birikmenin önüne geçil­memekte, deneme ile ortaya çıkmıştır ki, üye sayısının artırılması gecikmele­ri istenilen oranda önleyememektedir.

Her yıl nüfusumuzun çoğalması, iktisadî ve sosyal ilişkilerin artması, de­ğişmesi hukuk açısından yeni iş ve davalara sebep olacağı aşikâr bulunma­sı dolayısiyle iş hacmi ileri yıllarda da artmakta devam edecektir. Kuruluşlar ve usullerin değişmemesi halinde ise daireler sayısının belirli sürelerle artırıl­ması gerekeceğine şüphe yoktur. Kaldı ki, bugün dahi bu zaruret kendisini yakından hissettirmektedir. Yargıtay'ın esas görevi, bütün yurtta kanunların aynı anlam ve şekilde uygulanmasını sağlamak ve işi, hukukî yönden ince­lemek olduğu halde arada üst mahkemelerin mevcut olmaması yüzünden maddi hukuk bakımından da gerekli inceleme yapılmakta ve bu hal gecik­melerin bir sebebini teşkil etmektedir, (istinaf Mahkemelerinin) kaldırılmasından sonra geçen uzun süre içinde yetişmiş hâkim sayısının mevcut olmadı­ğı ileri sürülemiyeceğine göre bünyemize uygun ve bazı sakıncalar gideril­mek suretiyle üst mahkemelerin kurulması, herhalde Yargıtay'ın iş hacminin azalmasını ve bir kısım davalar üst mahkemelerde sonuçlanacağından işle­rin kısa süre içinde görülmesini mümkün kılacaktır. Ancak üst mahkemeler kuruluncaya kadar bugün bazı tedbirlerin alınması zarureti vardır. Bu arada para değerinin değiştiği gözönüne alınarak usul kanunlarında temyizi kabil olmayan hüküm ve kararlarda miktarın artırılması zorunluk haline gelmiştir. Yine mevcut üye sayısı ile Yargıtay'da daire adedinin fazlalaştırılması, üye yardımcısı kadrosunun takviyesi bu cümleden olarak zikredilebilir.

Bugün özellikle Hukuk Genel Kurulu'nda, dosyalar birikmekte ve incelen­mek üzere uzun bir zaman beklemektedir. Bu gecikmelerin yürürlükteki ka­nun gereğince Genel Kurulun toplanmak ve karar yeter sayısından (nisa­bından) ileri geldiğini söyleyebilirim. Hastalık, izinli olmak gibi sebeplerle ka­tılma oranı belli yeter sayıyı bulmadığından Genel Kurul'un toplanması ba­zen kabil olamamaktadır. Nitekim bu husus 1951 -1952 açılış yılı konuşma­sında bahis konusu edilmiş ve zaman zaman da açılış konuşmalarında ele alınmıştır. Demek ki, bugünkü Genel Kurul teşkili tarzının sakıncaları eski­den beri mevcuttur. Genel Kurul toplantılarının aksamayacak şekilde çö­zümlenmesi, Genel Kurul tarzına bir çare bulunması, üzerinde önemle du­rulması gereken bir konudur.

Sayın Dinleyicilerim,

Geçen adalet yılı içinde toplumumuzu, adaleti yakından ilgilendiren bir kanunla kutsal savunma hakkı yeni bir güç kazanmıştır.

7 Temmuz 1969 gününde yürürlüğe giren Avukatlık Kanunu ile mesle­ğin, toplum ve hukuk düzeni içindeki öneminin daha açık bir surette ortaya çıkmasını ve (Türkiye Barolar Birliği)'nin kuruluşu ile daha da güçlenmiş ol­masını sevinçle karşılarım. Bu arada Yargıtay Kuruluş Kanunu'nun, Hâkim­ler ve Savcılar Kanunları'nın ve Yüksek Hâkimler Kurulu için bir zaruret hali­ni alan Tahkik Hâkimi Kanunu'nun bu yıl içinde çıkarılmasını temenni ede­rim.

 

Sayın Konuklarımız ve Değerli Arkadaşlarım,

1969 -1970 adalet yılı açılış konuşmamda adalet işlerine ilişkin konu ve sorunların bir kısmından bahsetmeye çalıştım. Hukuk düzeni içinde yargı, düzenin bir bölümünü, fakat en önemli bölümünü teşkil eder. Adalet, hukuk düzeninin temeli, demokrasinin dayanağıdır. Anayasa'nın 2 nci maddesi, Türkiye Cumhuriyeti'ni bir hukuk devleti olarak nitelemiştir. Bütün kamu gö­revlilerinin, hizmetlilerinin, bütün yurttaşların Anayasa'nın ilkelerine, hüküm­lerine, hukuk kurallarına ve varlığımızın temeli olan Atatürk ilkelerine samimi sadakat ve riayet göstermesi, bu hususları ilgilendiren konularda titizlikle, özenerek davranışta bulunması görevin, yurttaşlığın gereğidir. Hukuk Devle­ti bu yoldaki düşünüş ve davranışlarla sağlamlaşacaktır.

Konuşmama son verirken bu toplantıya şeref veren ve beni dinlemek sa­bır ve lûtfunu gösteren konuklarımıza, değerli hâkim ve savcı arkadaşlarıma teşekkürlerimi sunarım. Ulvi Adalet hizmetinin görevlilerine yeni Adalet yılın­da başarılar dilerim.