MUHTEREM VEKİLLER,
MUHTEREM MİSAFİRLER,
AZİZ VE SEVGİLİ ARKADAŞLAR.
6 Eylül günü, her sene tatilin biterek adli faaliyetin başlaması
günüdür. Başka memleketlerde olduğu gibi bu başlangıç gününde böyle bir
toplantı yapılması bizim için de teamül halini almıştır, bu vesile ile bugün
Temyiz Mahkemesi'nin sekafı altında toplanmış bulunuyoruz. Davetimize lütfen icabet
buyurarak bizlere yüksek huzurları ile şeref veren muhterem misafirleri
hürmetle selamlarım.
Yorucu bir faaliyetten sonra Usûl Kanunlarımızın hükmüne uyarak 20
Temmuz ile bugün arasında dinlenmiş ve daha büyük bir şevk ve gayretle vazife
başına dönmüş bulunuyoruz.
Arkada bıraktığımız sene içinde gözlerini fâni hayata kapamış olan
meslektaşlarımıza Allah'tan mağfiret ve emeklilik suretiyle aramızdan ayrılmış
olan arkadaşları da sevgi ve saygı ile anarak kendilerine uzun ve mesut ömürler
dilerim.
Bu toplantıdan faydalanarak Adlî işlerimiz hakkında mücmel de olsa
malumat vermek lüzumlu ve faydalıdır. "Adalet mülkün esasıdır" sözü
hiç eskimeden tekrarlanan ve bilinen bir hakikattir. Cemiyette zuhur ve hudusu
tabii olan ihtilâfların halli vazifesi, Adaletin tevzii mensubu olmakla şeref
duyduğum adlî cihaza mevdudur. Nüfus arttıkça, her sahada muamelat tezayüd ve
nevileri taaddüt ettikçe bunlardan doğacak ihtilâfların çoğalmasını beklemek
zaruridir, nitekim evvelki tarihlere gitmeye ihtiyaç kalmaksızın son seneleri
gözönünde bulundurmayı kâfi görüyorum. Bizde umumî mahkemelere 1943 yılında
(599 bin) iş arzedilmişken bu miktar her sene artarak 1953 yı-iında (bir
milyonu) geçmiş ve müteakip 1954 yılında da (iki milyona) yaklaşmış
bulunmaktadır. Bu işleri görmekle vazifelendirilmiş Olan hâkimlerimizin
kadrosunu da artırmış fakat geçen sene de arz olunduğu gibi kadrolarda iş
artışı nisebinde bir tezâyüf temin edilmemiştir.
İş artışı nisbetini gözönünde bulundurmak ve mahkemeli
kendilerinden istenilen vazifeyi hakkiyle başarabilecek derecede gerek eleman
ve gerek diğer vesaitle teçhiz etmek zarureti aşikârdır. Artan işi
karşılayabilmek için teşkilâtımızı genişletirken makineyi işletecek olan hâkim
ve kâtipleri de yetiştirmek zaruretindeyiz. Mesleğin icabettirdiği bilgiyi ve
bütün meziyetleri haiz kimseleri bulmak ve onları elde tutmak lâzım gelir. Bazı
arkadaşların muhtelif sebep ve vesilelerle mesleği terkettikleri görülmektedir,
Bunların sebeplerini aramak ve üzerlerinde durmak ve bu meyanda hâkimlerimize
verilen vazifenin cüs'aî ve ehemmiyeti ile mütenasip bir Barem Kanununun
tedvini lâzım geldiğine kaniim.
Şimdi, biraz da Temyiz Mahkemesi'nin faaliyetinden bahsetmeme
müsaadelerinizi rica ederim. 1945 senesinde (yüz bir bin) olan umumi varidemiz
1954 senesinde bir misle yakın bir artışla (yüz yetmiş üç bin)'e ve 1945 senesinde
(seksen bin) olan karar yekûnumuz 1954 senesinde (160 bine) yükselmiştir. Bu
artış devam etmektedir. Nitekim 1954 senesi başından 20 Temmuza kadar (seksen
bin) olan yeni iş adedi bu sene tatiline kadar (93 bine) çıkmıştır. Tetkik için
sıra bekleyen işler ise bu artışla makûsen mütenasip olarak asgari hadde
düşürülmüştür. Misal olarak şu rakamları vereyim: 1953 senesi 6 Eylülü'nde (44
bin) iş tetkik için sıra beklemekte iken bu rakam 20 Temmuz 1955'de (10 bine)
inmiştir. Bu rakamın Hukuk ve Ceza Dairelerine inkisamında, her dairenin elinde
kalan iş miktarının cüz'iliği arza şayandır. Eski tarihlerde tetkik için bir
kaç sene sıra beklenmesine mukabil bugün iki dairemiz müstesna diğerlerinde
beklenen müddet gün veya haftadır, istisna ettiğim iki dairedeki bekleyiş
müddeti ise nihayet bir iki aydan ibaret. Geçen sene bugün söylenmiş olan bir
sözün yerini bulduğunu görmek benim için bir sevinç ve iftihar vesilesidir.
Beşer takatinin fevkinde gece gündüz çalışarak bu neticeyi elde etmeye
muvaffak olan arkadaşlarıma teşekkürlerimi arzetmek benim için yerine
getirilmesi lüzumlu bir vazifedir.
Geçen faaliyet yılı içinde ittihaz edilmiş olan tevhidi içtihad
kararları da adet ve mevzuları itibariyle az ehemmiyetli değildir.
Ceza Kanununun 414 üncü maddesinin 2 nci fıkrasının, mağdurun yaşının
küçüklüğü sebebiyle tatbiki lâzım gelmeyeceği, PTT. İdaresi'nde vazifede iken
Devlet Demir Yollarında daha aşağı derecede bir vazifede bir müddet çalıştıktan
sonra maaşının eski derecesine ircâını istemeye memurun hakkı bulunup
bulunmadığı, 4620 sayılı Kanunla 14 üncü dereceye intibak ettirilen Devlet
Demiryolları memurunun daha evvel 15, 16 ncı derecelerde
geçen hizmet müddetinin 14 üncü derecede geçmiş gibi kabulü caiz
olup olmadığı, yine Devlet Demir Yolları memurlarının intibak hatası sebebiyle
maaş farklarını tahsili hakkındaki davalarının diğer haklarından feragat manasını
tazammun edip etmediği, Kanunu Medeninin 253 üncü ve müteakip maddeleriyle
tesis edilmiş olan evlât edinme muamelesinden sonra evlât edinenin vefatı ile
küçüğün velayetinin ana ve babaya intikâl edip etmeyeceği, Hukuk Usulü
Muhakemeleri Kanununun 435 inci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı bir
haftalık müddetin geçmesinden sonra verilmiş olan lâyihaların nazara alınıp
alınmıyacağı, ipotek suretiyle istikrazda bulunan şahsın akid tarihindeki
ehliyetsizliğinin sübutu taktirinde borcun tahsili davasının müruruzaman
mebdeinin tayini, ihtiyari müzayede ile satışa çıkarılan gayrimenkulun şayi
hissedarlarının müzayeden çekiimesinin şuf'a hakkından feragati tazammun edip
etmeyeceği, Gemi çatışmasından doğan mesuliyetin kılavuza mı, gemi kaptanına mı
ait olacağı, icra ve iflâs Kanununun 133 üncü maddesi uyarınca müşteriye
aidiyeti tasrih olunan dellâliye resminin derhal veya muayyen müddet içinde
ödenmemesi halinde ihalenin feshi lâzım gelip gelmeyeceği Maden Tetkik ve Arama
Enstitüsü'nce tahsile gönderilenlerden alınan taahhüt senetlerindeki bir misli
müddet hizmet mecburiyeti kaydının manâsının tâyininde, Denizcilik Bankası'nın
muhafaza ve mesuliyeti altındaki yerlerde ziyana uğrayan malların bedellerinin
tazmini hakkında Gümrük Idaresi'nce açılacak davaların şümulü" derecesi
hakkında, izaleî şüyu ilânına müsteniden yapılan ihalelerde müstecir sıfatiyle
oturan şahısların binadan ne suretle tahliyelerinin mümkün olacağı yolunda,
anonim şirketler nezdine izam edilen komiserlerin ücretlerinden tahaddüs eden
ihtilâfların tetkik mercii hakkında, 4620 sayılı Kanunun tatbiki dolayısiyle
yapılan intibak muamelelerinde memurun terfi müddetinin hesabında, Ceza Kanununun
251 inci maddesinin tatbiki halinde ayrıca 35 inci maddenin de uygulanması
lazım gelip gelmiyeceği hususunda, 5917 sayılı Kanuna tevfikan tecavüzü
menedilen şahsın yeniden tecavüzü halinde hissedar da olsa 7 nci maddenin
tatbiki icabedip etmiyeceği hakkında, tanzim ve iadede Ceza Kanununun 523 üncü
maddesinin tatbiki için maznunun nedamet veya rıza muvafakatinin aranmasına
lüzum olup olmadığı hakkında 5602 sayılı Tapulama Kanununun tatbik edildiği
yerlerde tapulamadan önce kullanılmış olan .Şuf'a hakkına ait davaların rü'yet
mercilerinin umumi mahkemeler mi, yoksa gezici mahkemeler mi olduğu yolunda,
cezaya ait hükümlerin temyizinde belediye reislerinin yokluk kâğıdı verip veremiyecekleri
hususunda, 677 sayılı Kanunun birinci maddesinin ikinci fıkrasında yazılı
muskacılık ve üfürükçülük suçlarının tekevvünü için aranacak unsurlar
hakkındaki içtihat ihtilâflarının halline dair olan kararlar bu cümledendir.
Bunlar kısmen neşredilerek umumî efkâra arzedilmiş veya edilmek üzere olup,
alâkalılarca dahi mucip sebep ve neticeleri bulunmuş olduğundan burada
tafsilinde faide mülâhaza olunmamıştır.
1955 -1956 adlî faaliyet yılında vazifeleri başında dönmüş olan
meslektaşlarıma bu yıl için de başarılar dilerken, bu toplantıya yüksek
huzurfariyie şeref veren muhterem misafirlerimizi hürmetle tekrar selâmlar ve
şükranlarımı arzederim.