MEHMET BEDRETTİN KÖKER,
(1953-1956)
1897 yılında
İstanbul'da dünyaya gelmiştir, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi ile
Siyasal ve iktisadi Bilimler Fakültesi'nde okumuş. Hukuk Fakültesi'ni 1922'de
bitirmiştir. Aralık 1922 .tarihinde İznik Cumhuriyet Savcısı olarak mesleğe
başlayan Mehmet Bedrettin Köker, sırasıyla; Tavşanlı ve Kütahya'da Cumhuriyet
Savcılığı ile Hâkimlik yapmış; Adalet Müfettişliği, Yargıtay Raportörlüğü,
Cumhuriyet Başsavcı Yardımcılığı görevlerinde bulunmuştur.
Adalet Başmüfettişi
iken 22.8.1940 tarihinde Yargıtay Üyeliğine atanan Köker, bu görevde bulunduğu
sırada 26 Mart 1943 yılında Adalet Bakanlığı Müsteşarlığına getirilmiştir. 16
Kasım 1946 tarihinde ikinci kez Yargıtay Üyeliğine atanan Mehmet Bedrettin
Köker 15 Mayıs 1952'de Yargıtay Yedinci Hukuk Dairesi Başkanlığına; 28 Ağustos
1953'de de Yargıtay Birinci Başkanlığına atanmıştır.
12 Haziran 1956 günü
Yargıtay Birinci Başkanlığı görevinden emekliye ayrılan Mehmet Bedrettin Köker,
İstanbul ve Ankara'da avukatlık yaptıktan sonra 18 Temmuz 1978'de vefat etmiştir.
MUHTEREM REİSİCUMHURUMUZ,
MUHTEREM VEKİLLER,
MUHTEREM MİSAFİRLERİMİZ,
AZİZ VE KIYMETLİ MESLEKTAŞLARIM.
Büyük Türk Milleti adına Adalet tevzii vazifesini yerine
getirmekte olan mahkemelerimiz kanunî tatil müddeti bittiğinden bugün yeni
faaliyet devresine girmiş bulunuyorlar. Birçok memleketlerde olduğu gibi bizde
de 1943 yılından beri bugünü kutlamak bir teamül halini almıştır. Her Adalet
yılının başında bu kürsüden Adalet işleri konuşulmakta, Adalete saygı
duyguları gönüllerde tazelenmekte ve bugün hâkimlerimiz kalpleri vazife aşk ve
heyecaniyle dolu olarak çalışmalarına başlamaktadırlar.
1953 - 1954 Adalet Yılını açarken mensubu olmakla bahtiyarlık
duyduğum Adalet ailesi adına bu toplantıya yüksek huzurlariyle şeref veren muhterem
Reisicumhurumuzu ve aziz misafirlerimizi derin hürmetlerle selâmlar ve
şükranlarımı arzederim.
İnsan topluluklarının Devlet halinde taazzuv ve teşekkül etmeye
başladığı ilk zamanlardan beri hakkın yerine getirilmesi, Adalet tevzii işi
Devletin en esaslı vazifesi sayılmaktadır. "Adalet Mülkün Esasıdır"
düsturu asırlarca evvel ortaya konulmuş ve bugüne kadar hakikatinden hiçbir şey
kaybetmemiştir. Eski devirlerde hükümranlık hakkının icabı olarak kaza
vazifesi bizzat hükümdarlar tarafından yerine getirilmekte iken, Adalet
işlerinin çoğalması ve bunların-ilim ve ihtisasa ihtiyaç gösterdiğinin
anlaşılması üzerine sonraları bu vazife müstakil mahkemelere tevdi edilmiştir.
Bizde de bu vazife Teşkilâtı Esasiye Kanunu mucibince millet adına müstakil
mahkemelerimiz tarafından ifa edilmektedir. Hakkın yerine getirilmesi,
Adaletin tevzii mukaddes fakat kudsiliği kadar da zor bir vazifedir. Bu
vazifeyi üzerlerine almış olanların yalnız geniş bir kültüre sahip ve hukuk
ilmine vâkıf olmaları kâfi gelemez. Hâkimlerin dürüstlük, feragat, ahlâki
fazilet gibi yüksek ve üstün manevi vasıf ve meziyetleri haiz olmaları ve
Adaletin esas şartını tahakkuk ettirebilmek için tam bir tarafsızlık içinde
bulunmaları zarurîdir.
Vicdan huzuriyetle ifade edebiliriz ki, Adalet cihazımız her bakından
üstün vasıflı hâkimlerimizin elindedir. Hâkimlerimizin faziletleri, dürüstlük
ve tarafsızlıkları bugüne kadar çeşitli hâdiselerin çetin imtihanlarından
geçerek sabit olmuştur. Mahkemelerimiz şimdiye kadarki çalışmalariyle
milletimizin emniyet ve itimadını kazanmışlardır. Önümüzdeki yıllarda da aynı
emniyetin ve itimadın kaynağı ve Büyük Milletimi'zin huzur ve selâmetinin
teminatı olmakta devam edeceklerine inanmaktayım. Bu duygunun heyecanı içinde
güzide hâkimlerimizi ve bütün adalet hâkimlerini bu kürsüden hürmet ve
muhabbetle selâmlarım.
Geçen sene emekliye ayrılmış olan Birinci Reis Fevzi Bozer,
Allah'ın rahmetine kavuşmuş, bugün çok sevdiği Ankara'da ebedi istirahatgâhına
tevdi edilecektir, insanlığın ve mesleğin en yüksek vasıflarını nefsinde cem-etmiş
olan bu büyük hâkimin aziz hatırasına en derin hürmetlerimi sunarım.
Geçen faaliyet devresi içinde Temyiz Mahkemesi camiasından
ayrılmış olan yüksek hâkimlerimizi burada yâdetmeyi ve bu faziletli
arkadaşlarımıza karşı kadirşinaslık vazifesini yerine getirmeyi bir borç
saymaktayım.
Temyiz Mahkemesi'nin muhterem Birinci Reisi mümtaz arkadaşımız Selim
Nafiz Akyollu bu yıl yaş haddini doldurarak emekliye ayrılmıştır. Akyollu, ilim
ve irfanile, yüksek vasıflariyle herkesin sevgisini kazanmış bahtiyar bir
insandır. Uzun yıllar Adalet mesleğine çok değerli hizmetlerde bulunmuş ve
geride çok şerefli bir mazi bırakmıştır. Yine yaş haddini doldurarak aramızdan
ayrılmış olan Cumhuriyet Başmüddeiumumisi muhterem Kâzım Berker, Birinci Hukuk
Dairesi Reisi muhterem irfan Elgin, Dördüncü Ceza Dairesi Reisi muhterem Rahmi
Anadol ve azalar muhterem Süreyya Orhon, Hakkı Tüzemen, Ali Rıza Yardım, Kâzım
Suda, Mehmet Şemsettin Kıcıman ve Muhittin Yum de Adalet hizmetinde uzun yıllar
emek vermiş çok şerefli hâkimlerdir. Hepsini huzurunuzda hürmetle anar ve
kendilerine sıhhat ve refah içinde uzun ömürler dilerim. Bu kıymetli
arkadaşların çalışmalarından mahrum kalmamızın verdiği hüzün ve elem büyüktür.
Onların saflarımızda bıraktıkları boşlukları doldurmak üzere içimize katılanların
muhterem varlıkları bizim tesellimizi teşkil etmektedir. Kendilerini tebrik
eder, muvaffakiyetler dilerim.
Kanunların yurdun her köşesinde aynı tarzda anlaşılıp tatbik
edilmesini sağlamak ve bu maksatla mahkemelerin kararlarını murakabe etmekle
mükellef bulunan Yüksek Mahkemenin faaliyetinden bir nebze bahsetmek istiyorum:
Geçen 1952 yılında, bir evvelki seneden (3643) ceza dosyası
devredilmişti. 1952 yılı içinde gelen (54881) dosya ile baliğ olduğu (58524)
işten (47613)'ü karara bağlanarak, (10911) iş 1953 senesine devredilmiştir.
Yine 1952 yılına (12922) hukuk dosyası devredilmiş ve o sene
içinde (77998) iş gelerek baliğ olduğu (90920) işden (73411)'nin tetkikatı
ikmâl olunmuş ve (17509) dosyanın 1953 yılına bırakılması zarureti hâsıl olmuştur.
1953 senesinin ilk altı ayında gelen (42830) ceza ve (57182) hukuk
işinden (27501) ceza ve (39745) hukuk işi çıkarılabilmiştir, işlerimiz seneden
seneye artmaktadır. Bunu tebarüz ettirebilmek için bir misâl arzetmeme müsaadelerini
dilerim:
1953 yılı içinde (41614) olan ceza varidesi 1952 senesinde
(54881)'e varmış, hukuk işlerinde ise artış daha yüksek bir nispet kaydederek
(35662)'den (77998)'e yükselmiştir. Bu senenin ilk altı ayındaki varide aynı
nisbeti muhafaza ettiği takdirde iş hacminin geçen seneleri de geçeceği tahmin
olunabilir.
Arzedilen rakamlar Temyiz Mahkemesi yükünün ancak maddi bakımdan
ifadesidir, işin mahiyeti bakımından manevi ağırlığı ise çok daha büyüktür.
Beşer takatinin üstündeki feragatli çalışmalarına rağmen Temyiz Mahkemesi
gelen işlerin hepsini karara bağlayamamış ve devredilen işlerin adedi çoğalmakta
bulunmuştur, işlerin günden güne artması ve bu vaziyet karşısında daire
adedinin çoğalması içtihatlar arasında vahdet tesisini müşkülleştirmekte ve bu
sebeple içtihatları Birleştirme Müessesesi'ne başvurulmaya ihtiyaç
duyulmaktadır.
Bu cümleden olmak üzere tekerrüre esas olmayacak eski mahkûmiyetin
Ceza Kanununun 89 uncu maddesi mucibince yeni cezanın teciline mâni olup
olmadığı usul kanunlarında yazılı para cezalarının 5435 sayılı Kanun .mucibince
tezyide tâbi bulunup bulunmadığı, altın sikke kalpazanlığının, Ceza Kanununun
316 ncı maddesinin tatbikini müstelzim olup olmadığı hususlarındaki içtihat
ihtilâflariyle, mirasçılar arasında Medeni Kanunun 611 inci Caddesi hükmüne
göre yapılacak taksim mukavelelerinin tapu memuru huzuriyle resmî senede
bağlanmasına zaruret bulunup bulunmadığı ve ölünceye kadar bakmak şartiyle
gayrimenkul temlikini mutazammın mukavelelerin hangi merci huzurunda yapılması
lâzım geleceği, gayrimenkul davalarında arsa ve bina kıymetinin mecmuunun
mahkeme vazifesini tâyinde nazara alınması icap edip etmediği, Ereğli Kömür
Havzasına dahil gayrimenkuller hakkında Medeni Kanunun 639 uncu maddesinin
tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığı yolundaki ve Tahsili Emval Kanununa göre
yapılan cebri ihalelerin fesh ve iptali davalarının rüyet merciine ait
ihtilâfların halline dair olan kararlar geçen faaliyet yılı içinde ittihaz
edilmiş olan Tevhidi içtihat karartandır. Bunlar neşir ve ilân edilmiş ve
alâkalılarca malûm bulunmuş olduğundan burada tafsil ve tekrarında bir fayda
görmemekteyim.
Mahkemelerimize ve Adalet dairelerimize arzedilen işlerin miktarı
seneden seneye artmaktadır. Bu artışa elbette birçok içtimaî ve iktisadî
sebepler amil olmaktadır. Bununla beraber Adalet Teşkilâtının genişleyerek
yurdun dört köşesine yayılması, halka yaklaşarak davaların açılıp takip
edilmesindeki kolaylığı temin eylemesinin ve vatandaşların derin bir inanışla
adaletin nurlu ışığına koşmalarının bu artışın âmilleri arasında bulunduğuna
kaniyiz.
iş arttıkça Adalet Teşkilâtı da genişlemektedir. Bu cümleden
olarak bu yıl içinde asliye teşkilâtı olarak 6 yerde mürettep ağır ceza
mahkemeleri kurulmuştur. Tek hakimli 18 mahkeme, çift hakimli asliye mahkemesi
olarak genişletilmiş, ayrıca 3 asliye hukuk, 1 asliye ceza, 4 sulh hukuk, 6
sulh ceza mahkemesi yeniden ihdas edilmiş ve 11 yerde yeni icra daireleri
açılmıştır. Adlî Teşkilâtı bulunmayan 14 nahiyenin kazaya çevrilmesi üzerinde
buralarda da asliye mahkemeleri kurulmuş ve başkaca 58 nahiyede sulh mahkemesi
açılarak bu nev'i mahkemelerin adedi 100'e iblâğ edilmiştir. Bu teşkilâtın
istilzam ettiği 259 hâkim ve müddeiumumi ve 11 icra memuru ve 743 ilk derece
memuru adalet kadrolarına ilâve edilmiştir. Bu suretle vatandaşlar adalet
mercilerine başvurmak için uzun mesafeler katetmek külfetinden kurtulmuş
bulunmaktadırlar.
Mahkemelerin beklenen gayeyi tahakkuk ettirebilmeleri buralara
yetişmiş, tecrübeli hâkimler göndermekle kabil olabilir. Bu hususu dikkate
alan Adalet Vekâleti mesleğe yeni alınan arkadaşları, evvela tecrübeli
hâkimlerin yanlarında çalıştırmak yoluna girmiştir. Bu çok hayırlı ve yerinde
bir teşebbüstür.
Kanunların günden güne çoğalması hukukçuları ve kanunları tetkik
ve tatbikiyle mükellef olanları mevzuatımızı ihatada zorluklarla
karşılaştırmaktadır. Bugün hangi kanunların, hangi hükümlerinin meri olduğunu,
hangilerinin yürürlükten kalkmış bulunduğunu tâyin hakikaten müşkül bir iş
halini almıştır. Bu müşkülleri bertaraf etmek için resmî ve ilmî bir heyetin
biran evvel teşkiliyle işe başlamasının temini temenniye şayandır.
Üzerinde durulması lazım gelen hususlardan biri de Adalet
Zabıtasıdır. Bu zabıtanın teknik vasıtaları ve meslekî bilgi ile teçhiz
edilmesi zarureti aşikârdır.
Vatandaş seri ve emin adalet ister. Adalet cihazımızın lâyıkiyle
işleyebilmesi adalet hizmetleriyle ilgili bütün Devlet Teşkilâtının hemahenk
çalışmasına bağlıdır. Tapu kadastro, nüfus kayıtlarının, zabıta faaliyetinin,
muhabe1 re ve münakale sürat ve kolaylıklarının adalet işleri
üzerindeki tesiri açıktır. Burada teşkili tasavvur olunan Üst Mahkemelere de
kısaca teması bir vazife sayıyorum... Bu mahkemelerin kurulabilmesi büyük ve
maddi fedakârlıkları istilzam eder. Buralarda çalışacak elemanların temini,
lüzumlu vasıtalarla teçhizi ve bunların kaza daireleri hudutlarının çizilmesi
ve bu teşkilâtın matlub neticeyi sağlayabilmesi büyük ihtimam ve dikkate
ihtiyaç gösterir. Bu bakımdan bu imkânların elde edilmesini beklemek yerinde
olur kanaatindeyiz.
Büyük Milletimiz adına adalet tevziine memur hâkimlerimiz
kendilerine tevdi ve emanet edilen bu vazifenin azamet ve kudsiyetini müdrik
olarak vazife başındadırlar.
Büyük Türk Milleti'nin hizmetinde bulunmayı en büyük şeref
saymakta olan hâkimlerimiz kazandıkları emniyet ve itimada lâyık olmakta devam
edeceklerdir.
Muhterem misafirlerimizi ve aziz meslektaşlarımı bir kere daha
derin bir hürmet ve muhabbetle selâmlar, yeni adalet yılının hayırlı ve feyizli
olmasını dilerim.