Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin Sayın Cumhurbaşkanı, Sayın Yüksek Mahkeme Başkanı, Sevgili meslektaşlarım, Değerli konuklar, Türkiye Cumhuriyeti Yargıtay’ını temsilen Birinci Başkanvekillerimiz Sayın Mehmet Handan Surlu ve Sayın Osman Şirin ile birlikte bu anlamlı günde Kıbrıs’ta ve sizlerle olmanın sevincini ve onurunu yaşıyoruz. Artık geleneksel hale gelen bu birliktelik bizim için özel bir önem taşımaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, başta bağımsız yargısı olmak üzere demokratik yapısı, modern eğitim sistemi ve oturmuş kurumlarıyla saygın bir devlet yapısına sahiptir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yargı sistemi Anglo Sakson hukuku, Türkiye Cumhuriyeti yargısı ise Kara Avrupası hukuku kaynaklı olmakla birlikte; insan haklarına saygılı, çağdaş, demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti olarak dünya devletleri arasındaki yerimizi almak ortak amaçlarımızdandır. Türkiye Cumhuriyeti’nin her yargı yılı 6 Eylül’de Ankara’da Yargıtay Birinci Başkanının söylevi ile açılır. 1943 yılında başlayan bu gelenek, 1973 yılında yasa hükmü haline gelmiştir. Adli yıl açılışında Yargıtay Başkanı geride kalan yılın öncelikle hukuk alanına yansımalarını değerlendirerek, yargının sorunlarını anlatır ve çözüm yollarını önerir. Bu yılın açılış konuşmasında bu görev tarafımdan yerine getirilmiştir. Türkiye’deki törende de ifade ettiğim gibi; geçen yıl Türk yargısı için bir değişim yılı olmuştur. Gerçek hukuk devleti, çağdaş gelişmeleri yasalarına, hukuk düzenine aktaran devlettir anlayışı ve amacı çerçevesinde önemli adımlar atılmıştır. Tüm bunlar gerçekleştirilirken, çağdaş demokrasilerin belirleyici niteliğinin hukuk devleti ilkesi olduğu dikkate alınmaktadır. Hukuk devleti ilkesinin uluslar arası kriterler uyarınca yapılandırılması halinde çağdaş uygarlığın yakalanabileceği bilinmelidir. Hukuk devleti nasıl ki demokrasinin temel niteliği ise, yasama ve yürütme erklerinin bağımsız yargı tarafından denetimi de devletin hukuka bağlılığının temel göstergesidir. Ancak bu yöndeki sağlıklı bir denetim, temel hak ve özgürlüklerin korunmasını sağlayabilir. Bireylerin hukuki güvenceye kavuşmalarının yegane koşulu budur. Demokratik hukuk devleti olabilmenin olmazsa olmaz koşulu yargı bağımsızlığının tam anlamıyla tesisidir. Günümüzde insanca yaşayabilmenin, insan olabilmenin ön koşulu insan hak ve özgürlüklerinin hayata geçirilmesidir. Bu bağlamda, insanın devlet için değil, devletin insan için varolduğunun unutulmaması gerekir. Başta Anayasa olmak üzere, yasaların oluşumunda insan hak ve özgürlüklerine atfedilen önemin, o ulusun uygarlık düzeyinin belirlenmesindeki temel kriter olduğu bilinmelidir. Temel yasalarımız zaman içinde gelişen toplumun ihtiyaçlarını karşılayamaz durumda kalmıştır . Kabul edildiği dönemdeki toplum duygu ve düşüncelerinde büyük değişiklikler olması, teknolojik gelişme, kitle iletişim araçları, sanayileşme içinde meydana gelen gelişmeler, sosyal hayatımızdaki değişen anlayış ve ihtiyaçlar karşısında yasalarımızda boşluklar oluşmuş ve yargı sistemimizi yetersiz hale getirmiştir. Bu olumsuzluk, özellikle Avrupa Birliği’ne üyelik sürecinde Anayasamız ve yasalarımızda yapılan düzenlemelerle büyük ölçüde giderilmiştir. Reform niteliğindeki bu düzenlemelerle Avrupa Birliği ile uyumlu bir hukuk sistemi oluşturulmaya çalışılmaktadır. Ulusumuza, layık olduğu adil, hızlı ve etkin bir yargı hizmeti sunulması amaçlanmıştır. Ülkemizde iki kademeli bir yargı sistemi söz konusudur. Bu sistemde; Yargıtay’da hem ilk derece mahkemelerinden verilen kararlar ispat ve uygulamanın hukuka ve kanuna uygunluğu yönünden incelenmekte hem de içtihat yaratılmaktadır. Ancak bu sistemde gittikçe artan iş yükü işlerin aksamasına, adaletin gecikmesine sebep olmaktadır. Tüm mahkemelerden temyizen gelen dosyaların çokluğu, Yargıtay’ı ilk derece mahkemelerinden daha yoğun bir iş yükü altında bırakmıştır. Bu nedenlerle; yapılan yeni düzenlemeyle birinci derece mahkemeler ile Yargıtay arasında bir üst mahkeme teşkilatının kurulmasına gereksinim duyulmuş, böylece İstinaf (Bölge Adliye Mahkemeleri) yasası kabul edilmiştir. Şu anda bu üst mahkemelerin kuruluş çalışmaları devam etmektedir. Adalette kaliteyi yükseltmenin, yanılgıyı azaltmanın önde gelen koşulu, çok iyi eğitim ve öğrenim görmüş, yasaları ve hukuku bilen, izleyen sağlıklı yorum ile sonuca varabilen hukukçular yetiştirmektir. Yargıç etiğinin ve yargıcın kendisine karşı bağımsızlığının ancak nitelikli eğitim ve öğretimle sağlanabileceği gerçeği karşısında görevdeki hakim ve savcılarımız eğitime alınmışlardır. İnsan haklarının korunmasında son derece duyarlı, karşılaştırmalı hukuk konularında uzman, yabancı dil bilen, çağı yakalayan hukukçular yetiştirilmeye çalışılmaktadır. Hukuk ve yargı reformu sadece yasal gelişme için değil, aynı zamanda bir bütün olarak gelişmenin tamamlayıcı unsurları olan ekonomik ve politik gelişme gibi diğer alanlar için de çok önemlidir. Türkiye Cumhuriyeti Mustafa Kemal Atatürk’ün “yurtta sulh cihanda sulh” ilkesini uluslararası ilişkilerde, kendisine ilke edinmiştir. Bu nedenle tüm uluslararası ilişkilerde hukukun hakim olmasını, uluslararası hukuka uyulmasını değişmez bir ilke olarak kabul etmektedir. Karşılıklı hak ve çıkar dengesi gözetilmeyen, kaba kuvvet kullanılan ortamda barış ve huzurun sağlanmasının mümkün olmayacağını değişmeyen bir ilke olarak kabul etmektedir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti uluslararası hukuka, sözleşmelere, insan hak ve özgürlüklerine, evrensel değerlere uyulmamasının sıkıntılarını yaşamış ve halen yaşamaktadır. Ancak inançla ve azimle hukuki mücadelelerini sürdürerek uluslararası arenada kendisine yakışan şekilde onurla ayakta durmaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti yargısı da bağımsız, yansız, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik hukuk devleti ilkelerine bağlı olarak vatandaşlarına hizmet etmekte ve hukuk devleti olduklarını dünya ülkelerine göstermektedir. Türk ulusuna mensup olmanın bahşettiği onur ve gurur bizlere yetmektedir. Bu duygu ve düşüncelerle hepinizi saygı ile selamlıyorum..16..../....09.../2005 Osman ARSLAN Yargıtay Başkanı (Açılış görüntüleri için tıklayınız.) |